
BÜLENT ÖZTÜRK YAZDI…/ Denizli sanayisinin son yarım asrına tanıklık eden, uzun yıllar Denizli Sanayi Odası Başkanlığı görevini yürüten iş insanı Müjdat Keçeci, yaşamı boyunca edindiği deneyimleri, mücadelelerini, iş dünyasındaki yolculuğunu ve Denizli’nin sanayileşme serüvenini kitaplaştırdı.
“Hayatım ve Çalışmalarım: Anadolu Sanayisinde Bir Liderlik ve Mücadele Hikâyesi” adını taşıyan eser, yalnızca bir iş insanının anılarından oluşan biyografi değil, aynı zamanda Denizli’nin bir sanayi kentine dönüşüm sürecine içeriden ışık tutan kapsamlı bir çalışma niteliği taşıyor.
Kitabın kapağında da eserin çıkış noktası açık biçimde ortaya konuluyor. Türkiye’nin sanayi ve modernleşme tarihinin çoğu zaman İstanbul merkezli anlatıldığına dikkat çekilirken, kendi kentine kök salan Anadolu sanayicisinin hikâyesinin uzun süre eksik kaldığı vurgulanıyor. Müjdat Keçeci’nin kitabının ise bu boşluğu kendi tanıklıkları ve çağdaşlarının ortak hafızası üzerinden doldurmayı amaçladığı ifade ediliyor.
KİTAPTA SADECE BİR HAYAT DEĞİL, BİR KENTİN DÖNÜŞÜMÜ ANLATILIYOR
Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, Müjdat Keçeci’nin kişisel yaşam öyküsü ile Denizli’nin sanayileşme hikâyesini aynı anlatı içerisinde buluşturması oldu.
Güncel tanıtım bilgilerinde 400 sayfayı aşan kitapta Keçeci’nin 56 yıllık iş ve yaşam serüveninden hareketle Anadolu sanayisinin gelişimine geniş bir pencere açıldığı belirtiliyor. Kitabın ekim ayında yayımlanması ve 17 Ekim’de Denizli’de düzenlenecek 1. TÜYAP Denizli Kitap Fuarı kapsamında gerçekleştirilecek imza günüyle okuyucularla buluşması planlanıyor.
Bu yönüyle eser, yalnızca Müjdat Keçeci’nin kişisel başarılarını anlatan bir anı kitabı olarak değil; Denizli’nin dokumadan organize sanayi bölgelerine, küçük işletmelerden dünya pazarlarına açılan üretim yapısına uzanan dönüşümünü anlamak açısından da önemli bir kaynak adayı olarak öne çıkıyor.
1968’DEN ANADOLU SANAYİSİNE UZANAN BİR YOLCULUK
Kitabın tanıtım metninde Keçeci’nin 1968 yılında İstanbul Hukuk Fakültesi’nde başlayan eğitim dönemine de özel bir anlam yükleniyor.
Hukuk eğitimiyle şekillenen adalet anlayışının daha sonraki yıllarda iş ve sanayi hayatındaki yaklaşımına yansıdığı belirtilirken, Keçeci’nin krizleri yalnızca ekonomik araçlarla değil, yüz yüze görüşme ve müzakere kültürüyle aşmaya çalışan bir yönetim anlayışına sahip olduğu aktarılıyor.
Bu anlatım, kitabın klasik bir “başarı öyküsü” formatından ayrıldığına da işaret ediyor. Eserde başarıların yanı sıra mücadelelerin, krizlerin, kararların ve insan ilişkilerinin de anlatıldığı görülüyor.
DENİZLİ SANAYİSİNİN DÖNÜŞÜMÜNE İÇERİDEN TANIKLIK
1947 yılında Denizli’de dünyaya gelen Müjdat Keçeci, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1970 yılında mezun oldu. Bir süre avukatlık yaptıktan sonra özel sektörde yönetici olarak görev aldı ve Er-Bakır’daki çalışmalarıyla sanayi dünyasında uzun soluklu bir kariyer oluşturdu.
Keçeci’nin Denizli Sanayi Odası Başkanlığı dönemi ise kentin sanayi tarihinde ayrı bir başlık oluşturdu. 2005 yılında başladığı DSO Başkanlığı görevini 17 yıl boyunca sürdürdü.
Bu dönem, Denizli sanayisinin kurumsal altyapısının güçlendirilmesi, organize sanayi bölgeleri, sanayicilerin sorunlarının Ankara’ya taşınması ve kentin üretim kapasitesinin geliştirilmesi gibi başlıklarla birlikte anıldı.
Bugün Denizli Sanayi Odası’nın projesinden inşaatın tamamlanma aşamasına kadar büyük emeği geçtiği hizmet binasında bulunan meclis salonunun “Müjdat Keçeci Meclis Salonu” adını taşıması da Keçeci’nin kurumun tarihindeki yerinin günümüzde de yaşatıldığını gösteren somut örneklerden biri oldu.
BABADAĞ VE BULDAN’DAN DÜNYA PAZARLARINA
Kitabın dikkat çektiği önemli konulardan biri de Denizli’nin sanayileşme hikâyesinin kökleri.
Tanıtım bilgilerinde Babadağ ve Buldan’daki üretim kültüründen dokumaya, küçük atölyelerden uluslararası ölçekte üretim yapan fabrikalara uzanan süreç ele alınıyor. Böylece Denizli’nin “Anadolu Kaplanı” olarak anılmasını sağlayan ekonomik dönüşümün hangi aşamalardan geçtiği, sanayinin içerisinden gelen bir ismin tanıklığıyla aktarılıyor.
Bu açıdan kitap, kişisel hatıralarla ekonomik tarih arasında bir köprü kuruyor. Keçeci’nin kendi kariyerindeki dönüm noktaları, aynı zamanda Denizli sanayisinin geçirdiği dönüşümün farklı aşamalarıyla birlikte okunuyor.
KRİZLER, MÜCADELELER VE MÜZAKERE KÜLTÜRÜ
Kitapta yalnızca olumlu sonuçların değil, sanayicinin karşılaştığı krizlerin ve zorlu dönemlerin de anlatıldığı görülüyor.
Kapak metninde, büyük krizlerin “hukuk ordularıyla” değil, doğrudan insanlarla kurulan iletişim ve müzakere yoluyla çözülmesine vurgu yapılıyor. Bu yaklaşım, Keçeci’nin iş hayatındaki yönetim anlayışının önemli unsurlarından biri olarak sunuluyor.
Bu nedenle eser, bir iş insanının kariyer basamaklarını sıralamakla yetinmeyip, kararların arkasındaki düşünce biçimini ve mücadele yöntemlerini de okuyucuya aktarmayı hedefliyor.
SADECE SANAYİ DEĞİL, DENİZLİ’NİN SOSYAL HAYATI DA VAR
Müjdat Keçeci’nin yaşam öyküsünün yalnızca iş dünyasıyla sınırlı olmadığı da kitabın tanıtım metninde özellikle vurgulanıyor.
Pamukkale Tenis Kulübü ve DESAV gibi yapılanmalar üzerinden Denizli’nin sosyal ve kültürel hayatına ilişkin çalışmalarının da eserde yer aldığı belirtiliyor. Keçeci’nin siyasi teklifler karşısında üç kez “hayır” diyerek bağımsız kalmayı tercih ettiği yönündeki anlatım da kitabın kişisel duruş bölümünün dikkat çeken başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
Böylece kitap, Müjdat Keçeci’nin yalnızca “sanayici” kimliğine değil; kentin sosyal, kültürel ve ekonomik hayatındaki çok yönlü rolüne de odaklanıyor.
22 YILLIK TANIKLIĞIN SONUCU
Eserin hazırlanma sürecinin arkasında uzun yıllara yayılan bir çalışma bulunuyor.
Kitabın kapağındaki tanıtım metnine göre eser, 22 yıllık tanıklığın yanı sıra Keçeci’nin çağdaşlarının ortak belleğinden de besleniyor. Bu nedenle kitapta tek bir kişinin anlattığı doğrusal bir yaşam öyküsünden ziyade, farklı dönemlerin ve hatıraların bir araya getirildiği çok sesli bir anlatım hedefleniyor.
Kitabın en önemli iddialarından biri de burada ortaya çıkıyor: Bir insanın hayatından hareketle bir kentin, bir kuşağın ve hatta bir ülkenin belirli bir döneminin anlatılıp anlatılamayacağı sorusuna cevap aramak.
17 EKİM’DE DENİZLİ’DE OKURLA BULUŞACAK
“Hayatım ve Çalışmalarım: Anadolu Sanayisinde Bir Liderlik ve Mücadele Hikâyesi” isimli kitabın ekim ayında yayımlanması ve 17 Ekim Cumartesi Günü açılması planlanan 1. TÜYAP Denizli Kitap Fuarı kapsamında, saat 15.00’da gerçekleştirilecek imza günüyle tanıtılması bekleniyor. Tanıtım programının Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleştirilmesinin yanı sıra aynı gün saat 17.00’da da Denizli Sanayi Odası’nda (DSO) kitap tanıtım ve imza günü yapılması planlanıyor.
Böylece yıllarca Denizli Sanayi Odası’nın kürsüsünden kentin sanayi meselelerini anlatan Müjdat Keçeci, bu kez kendi hayatını ve tanıklıklarını kitap sayfaları üzerinden okuyucuyla buluşturacak.
GENÇ SANAYİCİLERE REHBER, DENİZLİ’YE HAFIZA
Kitabın kapağındaki tanıtım metninde eserin özellikle genç girişimciler ve iş insanları açısından rehber niteliğinde olmasının hedeflendiği belirtiliyor.
Bu yönüyle “Hayatım ve Çalışmalarım”, yalnızca geçmişe dönük bir hatıra kitabı olarak değil, Denizli’nin sanayileşme deneyiminden geleceğin girişimcilerine aktarılabilecek bilgi ve tecrübelerin toplandığı bir çalışma olarak değerlendiriliyor.
Denizli açısından bakıldığında ise kitabın önemi daha geniş bir anlam taşıyor. Çünkü Keçeci’nin kişisel hikâyesi ile kentin ekonomik dönüşümü aynı zaman çizgisinde buluşuyor.
Bir başka ifadeyle kitap, Müjdat Keçeci’nin hayatını anlatırken Denizli’nin nasıl üretim yapan, ihracat gerçekleştiren ve Anadolu’dan dünyaya açılan bir sanayi kentine dönüştüğünün de hikâyesini anlatıyor.
17 Ekim’de Denizli’de okuyucuyla buluşması beklenen eser, bu nedenle yalnızca bir sanayicinin anılarını değil, Denizli’nin yakın dönem ekonomik ve sosyal hafızasının önemli bir bölümünü de kayıt altına alma iddiasını taşıyor.
