• Güncelleme: 16:09:46 - 12 Temmuz 2026
  • Yayınlama: 11:29:34 - 12 Temmuz 2026

Siyaset; fikirlerin yarıştığı, projelerin konuşulduğu, topluma hizmet etme iddiasının ortaya konulduğu bir zemin olmalıdır. Ne yazık ki son yıllarda bu zemin, giderek kişisel hesaplaşmaların, itibarsızlaştırma kampanyalarının ve sosyal medya linçlerinin gölgesinde kalmaya başladı. ben

Denizli siyasetinin bugünlerde en çok konuşulan isimlerinden biri de CHP Genel Merkezi tarafından Denizli İl Başkanlığı görevine atanan Avukat Ayhan Oran

Atamanın açıklanmasının ardından kamuoyunda doğal olarak “Ayhan Oran kimdir?” sorusu sorulmaya başlandı. Ancak çok geçmeden bu merakın yerini, gerçekliği sorgulanmadan dolaşıma sokulan iddialar ve kişisel saldırılar aldı. Sosyal medyada yapılan yorumların önemli bir kısmı eleştiri sınırlarını aşarak hakaret boyutuna ulaştı; hatta doğrudan kişilik haklarını hedef alan ifadelerle siyasetin seviyesini aşağı çeken bir tablo ortaya çıktı.

İş bununla da kalmadı…

Bu kez de Ayhan Oran’ın, butlan kararıyla yeniden CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu’nun akrabası olduğu iddiası ortaya atıldı. Ardından da, (sanki başlı başına bir suçmuş gibi) kız kardeşinin AK Parti’de siyaset yaptığı gündeme taşındı.

Açık söylemek gerekirse, bunların hiçbirini haber değeri taşıyan ciddi iddialar olarak görmedim. Ama gazetecilik refleksi bunu gerektiriyordu. Hakkında bu kadar konuşulan bir isme ulaşmalı ve kamuoyunda dolaşan iddiaları doğrudan kendisine (demokrasi adına utanıp, sıkılsam da) sormalıydım.

Telefonuna ulaştım ve kamuoyunda en çok konuşulan iki soruyu yönelttim.

“Kemal Kılıçdaroğlu’yla akrabalığınız var mı?”

“Kız kardeşinizin AK Parti’de siyaset yaptığı doğru mu?”

Verdiği cevapları, herhangi bir yorum katmadan sizlerle paylaşıyorum.

“Bülent Bey, öncelikle herkes şunu iyi bilsin ki; ben başından beri Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na haksızlık yapıldığını düşünenlerdenim. Bu nedenle de her zaman yanında oldum, olmaya da devam ediyorum.”

“İl Başkanı olarak atandığımda beklentimin çok üzerinde olumlu geri dönüşler aldığım gibi, yine beklediğim ölçüde eleştiri ve olumsuz yorumlarla da karşılaştım. Bunların tamamını son derece doğal karşılıyorum. Ancak doğal karşılamadığım şey; eleştiri sınırlarını aşan, hakarete varan, sosyal demokrat ve aydın kimliğimize yakışmayan bir üslupla adeta ‘çıldırmışçasına’ hedef gösterilmeye çalışılmamızdır. Bu üslupla, bırakın siyasi kimliği, insan onurunu dahi ayaklar altına alan anlayışı üzüntüyle karşılıyor ve ciddiye almıyorum.”

“Cevap vermekten bile imtina ettiğim, hatta cevaplamak zorunda kalmaktan üzüntü duyduğum ilk sorunuza gelirsek; iddia edildiği gibi Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’yla herhangi bir akrabalık bağımız yoktur. Akrabam değil, ama olsaydı da bundan gurur duyardım.”

Ben Utanarak Sordum, O da Utanarak Cevapladı...
AV. AYHAN ORAN/CHP DENİZLİ İL BAŞKANI

İşte yazının da başlığını oluşturan cümle tam olarak buydu…

“Akrabam değil… Ama olsaydı da bundan gurur duyardım.”

Bana göre bu tek cümle bile, günlerdir yapılan tartışmaların özeti olmaya yetiyordu.

CHP’nin, Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından atanan Denizli İl Başkanı Ayhan Oran’ın ikinci sorumuza verdiği cevap ise şöyle oldu:

“Yine aynı üzüntüyle cevaplamak durumunda kaldığım ‘kız kardeşiniz AK Parti’de siyaset yaptı mı?’ sorusuna gelince…”

“Evet… Kız kardeşim, her medeni insan gibi kendisine yakın hissettiği siyasi parti olan AK Parti’de, Tunceli’nin Pülümür ilçesinde bir kadın olarak uzun yıllar siyaset yaptı, ilçe başkanlığı görevinde bulundu ve görev yaptığı süre boyunca bölgesine hizmet etmeye çalıştı. Bugün ise aktif siyasetin içinde değildir.”

“Ben onun siyasi tercihine nasıl saygı duyduysam, o da benim siyasi tercihime aynı anlayışla yaklaşmış, bugüne kadar da saygısını sürdürmüştür.”

“Ayrıca şunu da özellikle ifade etmek isterim ki; bu sorulara cevap vermek zorunda kalmış olmayı bile demokrasi adına üzüntü verici buluyorum. İnsanların özgür iradeleriyle yaptıkları siyasi tercihleri ya da akrabalık bağlarını bir siyaset malzemesi hâline getiren anlayışı doğru bulmuyor, bunu siyaset zannedenleri de kınıyorum.”

Açıkçası…

Ben de kınıyorum.

Bir siyasi partiye yönelik hukuki süreci, ‘bilinçli ve kasıtlı yargı operasyonları yapılıyor’ diye eleştirebilirsiniz…

Demokrasiye aykırı olduğunu savunabilirsiniz…

Hatta yaşananları, Cumhuriyet’in temel değerlerini sarsmaya yönelik girişimler olarak değerlendirebilirsiniz…

Bunların tamamı siyasetin ve demokrasinin doğal tartışma alanıdır.

Ama…

İnsanların akrabalık ilişkilerini ya da aile bireylerinin siyasi tercihlerini bir itibarsızlaştırma aracına dönüştürmeye çalışırsanız, işte orada durup düşünmek gerekir.

Adama sormazlar mı?

Siz bu ismi yıllar önce CHP rozeti takarak partiye davet ederken, Kemal Kılıçdaroğlu’nun akrabası olup olmadığını hiç merak ettiniz mi?

Ya da ailesinden birilerinin farklı bir siyasi partide siyaset yapıp yapmadığını sorgulama ihtiyacı duydunuz mu?

Ben sanmıyorum…

O gün rozeti takan dönemin CHP Merkezefendi İlçe Başkanı Ali Osman Horzum’un da aklına böyle bir soru gelmemiştir.

Gelmemeliydi de…

Yarın herhangi bir siyasi partiye üye olacak başka bir vatandaş için de gelmemelidir.

CHP Denizli'de Yıllar Önce Çekilen Bir Kare Yeniden Gündemde
HABERE YUKARIDAKİ GÖRSELE TIKLAYARAK ULAŞABİLİRSİNİZ…

Çünkü demokrasi, insanların yalnızca kendi düşüncelerine benzeyenlerle aynı siyasi çizgide buluşması değildir.

Demokrasi; aynı ülkede, aynı sofrayı paylaşan insanların farklı siyasi tercihlere sahip olabilmesini, buna rağmen birbirlerine saygı duyabilmesini gerektirir.

Bir kardeş CHP‘li olabilir…

Diğeri AK Partili…

Bir başkası MHP‘li, İYİ Partili ya da başka bir siyasi partinin çatısı altında siyaset yapabilir.

Bundan daha doğal ne olabilir?

Gerçek demokrasi tam da bunu kabul edebilmektir.

Siyasetin seviyesi, rakibinizi hangi argümanla eleştirdiğinizle ölçülür; ailesini, akrabalarını ya da özel hayatını hedef almanızla değil.

Benim meselem, insanların hangi partiye üye olduğu değil…

Siyasetin hangi ahlakla yapıldığıdır.

Ve son sözüm de şudur:

İnsanların akrabalık ilişkilerini ya da aile bireylerinin siyasi tercihlerini hedef alarak siyaset yaptığını zannedenler; ne demokrasiyi anlamışlardır, ne özgürlüğü içselleştirmişlerdir ne de siyasi nezaketin ne olduğunu bilirler.

Çünkü gerçek demokrasi, sadece kendi fikrine benzeyene değil; senden farklı düşünenin tercihine de saygı gösterebildiğin gün başlar.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR...

Yorumlar

    • Kemal Gürsel

      Sorun bir kişinin bile bile hukuksuz butlanın atamasına balıklama atlayıp şahsi ihtirasları uğruna kabul etmesi bu milletin umutlarını yıkma projesine ortak katkı koymasıdır bu yürünen yolun reisin önünü açma projesi olduğunu izaha gerek yok ne kk ya nede onun yalakalarına kesinlikle hakkımı helal edemem.

      Yanıtla
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir