Seval UYSAL/HABER-YORUM

Eskiler “Hafıza-i beşer nisyanla maluldür” derler. Türkçesiyle söylersek; Unutmak insan halidir. Bereket versin arşivler var, geçmişe dair bilgiler unutulup gitmiyor.

28 Aralık 1965 tarihli Denizli Gazetesi’ndeki “Müze ve kütüphane için yer bulundu” başlıklı haber onlardan biri. Dönemin Valisi Nezih Okuş, Denizli Belediye Başkanı Mehmet Candoğan.

Denizli; Nezih Okuş’tan sonra 23 vali, Mehmet Candoğan’dan sonra da 7 belediye başkanı gördü. Aradan 56 yıl geçti.  Şehirde üç yeni nesil yetişti.

Hala müze yok!

Akla ziyan bir durum ama maalesef böyle. Neden’i, niçin’i izaha muhtaç!

Ancak bugüne kadar kimsenin açıklama yapmaya tevessül etmemiş olması şehrin bellek sorunu olduğunu gösteriyor. Hafızasını yitirdiği kesin. Arşivlerdeki bilgi kırıntıları ve tek tük hatırlayıcılar olmasa şehir tamamen sis perdesi arkasında kalacak.

Bakınız 56 yıl önceki haberde müze için bulunan yer neresi imiş?

Sanat Okulu bahçesi…

56 yıl sonra şehir dönüp dolaşıp aynı yere geldi!

YOĞURDU ÜFLEYEREK YEMEK…

Demek ki eskilerin; “Taş atölyeler kent müzesi olacak, protokol imzalandı” haberlerine ihtiyatlı bir iyimserlikle “du bakalım n’olcak?” demesi boşuna değilmiş. Keza şehrin belleği sayılan yazar Atilla Sezener’in: “bu işin hikayesi çok uzun, o konuyu şimdilik erteleyelim, ama müze işini sıkı takip edelim” mihvalindeki sözlerinin nedeni de buymuş!

Anlaşılan eski kuşak, protokol imzacılarının vali, belediye başkanı ve bakanlık temsilcisi olmasına bakmadan yoğurdu üfleyerek yiyecek.

Haksız da değiller!

Bu şehirde 9 yıl önce de bir müze protokolü imzalanmıştı.

MÜZE Mİ, YAP BOZ TAHTASI MI?

Hatırlarsanız; 20 Eylül 2012’de Babadağlı Sanayici ve İş adamı Ahmet Zorlu, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve Belediye Başkanı Osman Zolan arasında bir müze protokolü imzalanmış, O gün Denizli’ye bir değil, iki müze müjdesi verilmişti. Müzelerin birisi arkeoloji, diğeri kent müzesi olacaktı.

Turizm Bakanı Günay’ın İmza protokolü sırasında yaptığı o konuşma: “Sayın Zorlu soyadına rağmen beni hiç zorlamadı. Denizli merkezde 10 bin metre kare kapalı alanı olan bir müze, Pamukkale’deki Hierapolis’e de 5 bin metrekarelik kapalı alanı olan başka bir müze yapıp Türkiye’nin kültürüne armağan etmeyi kabul etti”

Bakan böyle söylese de, öyle olmadı!

Sözü geçen iki müze, önce bire indi.

Pamukkale’de yapılması planlanan arkeoloji müzesinden vazgeçildi, kent merkezinde yapılacak tek bir müzede karar kılındı. Projeye göre taş atölyeler yıkılacak, yerine müze yapılacaktı. Bu karar kim tarafından, nasıl verildi soruları ise bugüne kadar cevapsız kaldı!

Haber, Deha20 Gazetesi’nde Seval Uysal imzasıyla yayınlandığında şehir olup bitenden habersizdi. Ortalık ayağa kalktı.

Mimarlar Odası Koruma Kurulu’na başvurdu.

TAŞ BİNALARI YIKMA EMRİ VERDİLER!

PAÜ Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek’in başkanlığını yaptığı Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu taş atölyelerle ilgili “Korumaya gerek yoktur” kararı verdi. Belediye Başkanı Osman Zolan’dı.

Mimarlar Odası Başkanı Cüneyt Zeytinci 31 Ocak 2014’te yürütmeyi durdurma istemiyle Denizli İdare mahkemesine dava açtı.

Dava süreci devam ederken, Mimar Kayhan Çakanel Zorlu Müzesi Proje müellifi sıfatıyla Deha20 Gazetesine şu açıklamayı yaptı: “Müze projesini alternatifli hazırladık. Buna yerin durumu, kot farkı nedeniyle ihtiyaç duyduk. İşveren alternatif projeler istedi.  Alternatiflerin birinde taş atölyeler korunuyor, diğerinde yıkılıyor. Şu anda projeler Bakanlıkta, kararı Bakanlık verecek. Bizi aşan bir durum var. Bu kararı ben vermek istemem, bu kararı almış bir mimar olarak tarihe geçmek istemem. Ancak bu binaların ne kadar sağlıklı olduğunu da tartışmaya açmak lazım. Bu binalar depreme dayanıksız.”

Çakanel özetle şunu söylüyordu:

Bir: Binalar depreme dayanıksız.

İki: alternatif olması için iki proje birden hazırladık.

İşin aslı; iş adamı Zorlu’da mimar Çakanel’de taş atölyeler konusunu önemsemiyordu. Nitekim Zorlu kendisini arayan iş adamına: “Ben atölyelerin durumunu bilmem. Bana ‘müze yap’ dediler, ben de yapacağım” demişti.

Peki Zorlu’ya “müze yap” diyen ve müze yerini gösteren kim?

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci! 

Bunu Zeybekci’nin kendisinden, 28 Mart 2014 yerel seçim kampanyası sırasında Kaleiçi’nde bir açılış sırasında yaptığı konuşmadan öğreniyoruz. Şöyle söylüyor: “Biz ısrarla Denizli Müzesi’nin şehrin en göbeğinde olmasını istiyoruz.”

Ve ekliyor:

“Maalesef bizim bu hayallerimizi anlamayanlar hala başka şeylerin derdinde, başka popülizm derdinde. Tarihle alakası olmayan, tarihle alıp vereceği hiçbir şeyi olmayan, hiçbir değeri olmayan bazı şeyleri maalesef Denizli’nin önüne perde olarak koymaya kalkıyorlar. Müze ile ilgili önemli mesafeler kat ettik, belki bu yıl bitmeden inşaatına başlarız.”

O inşaat başlamadı!

Mahkeme bilirkişi heyeti atadı. Ege Üniversitesi Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bozkurt Ersoy, Uzman Hasan Uçar, Dokuz Eylül Üniversitesi Restorasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mine Tanaç Zeren’den oluşan bilirkişi heyeti 24 Haziran 2014’te taş atölyelerde inceleme yaptı.

Bu arada Mimarlar Odası ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de taş atölyelerin yıkılmaması için harekete geçti. Mimarlar Odası’nda eski belediye başkanlarının katıldığı bir toplantı düzenlenerek yol haritası çizildi. Çeşitli görüşler öne çıktı. Kimileri Mimarlar Odası’nın alternatif bir proje hazırlamasını ve iş adamı Zorlu ile direkt görüşülmesini, kimileri de konunun Vali’ye aktarılmasını öne sürdü.

Birkaç gün sonra da aralarında AKP’ye yakın iş adamlarının da bulunduğu bir grup valiyi ziyaret etti. Ancak bu ziyaret her iki tarafı da memnun etmedi. Vali burnunun dibindeki taş binaların balicilerin mekanı haline gelmesini açıklamakta zorlanıyordu. Zorlu’ya gelince; ne taş atölyelerin yerini, ne de değerini biliyordu. Onun için mesele, kendinden isteneni yapmış olmasından ibaretti.

BİLİRKİŞİ DEĞİŞTİ, GÖRÜŞ DEĞİŞMEDİ!

Yaz sonunda bilirkişi raporunu tamamlayarak mahkemeye sundu. Heyet, taş binaların korunması doğrultusunda görüş bildirince, mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. Ancak mimarlar cephesindeki sevinç dalgası uzun sürmedi.  Kültür Bakanlığı karara itiraz ederek yeni bir bilirkişi heyeti istedi. İkinci bilirkişi heyeti 2015 Nisan’ında taş binalarda incelemelerde bulundu ve 6 ay sonra raporu kaleme aldı.

Peki ne yazdılar dersiniz?

Birinci heyetin aynısını…

 “Taş Yapılar Cumhuriyet döneminin özgün mimarisini yansıtmaktadır. Kültür varlığı olarak korunmalıdır!”

Mimarların yargı mücadelesi tam tamına 20 ay sürdü. İki kez keşif, beş kez yürütmeyi durdurma kararı kararının sonunda kültürel akıl galip geldi. Taş atölyeler kültür varlığı olarak tescillendi.

Taş atölyelerin koruma altına alınmasıyla birlikte müze işi de yalan oldu.

Zorlu devreden çıktı.

Taş atölyeler de kaderine terk edildi.

MİMARLAR İŞİN PEŞİNİ BIRAKMADI

Vilayetin burnunun dibindeki binalar balicilerin ve tinercilerin yuvası haline geldi, kapıları yakıldı, pencereleri kırıldı, içi pislikten geçilmez oldu. Mimarlar Odası ve Endüstri Meslek Lisesi mezunları kamuoyunun dikkatini buraya çekmek için birçok kez bir araya geldi.

Taş Atölyeme Dokunma Eylemi

Taş Atölyeler İçin Forum

Taş Atölyeleri Süpürme Eylemi

Taş Atölyeler İçin Dilek Feneri Uçurma Eylemi

Taş Atölyeler Kent Müzesi olmalı eylemi yapıldı, vatandaşa aşureler dağıtıldı.

Müze konusu şehrin ortak gündemi haline geldi, STK’lar, meslek ve sanayi odaları ve iş adamı dernekleri çeşitli platformlarda müze konusu dile getirmeye başladı.

3 yıl sonra…

2018’in Şubat ayında şehre müjde geldi!

Zorlu’nun çekildiği projeyi Kültür ve Turizm Bakanlığı üstlenmişti. Zorlu’nun mimar Kayhan Çakanel’in avan projesi Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından kabul edilmiş, uygulama projelerine geçilmişti. Yürütücülüğünü Müzeler Genel Müdürlüğü, proje danışmanlığını Efekta Mimarlık yapacak Denizli Müzeler Kompleksinde; Arkeoloji Müzesi, Entografya Müzesi ve Kent Müzesi olacaktı. 12 bin metre kare alanı kapsayan projede taş atölyeler kent müzesi yapılacaktı. Kız Meslek Lisesi arsası belediye tarafından bir protokolle bakanlığa devredilmiş, projedeki yeri kent meydanı olacaktı. Önümüzdeki günlerde Bakanlık bir lansmanla projenin tanıtımını yapacaktı.

O tanıtım toplantısı yapılmadı!

Bir yıl sonra…

2019 yerel seçimleri start aldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan vaatlerini açıkladı. Başkan, şehre bir değil tam 6 müze sözü verdi.

Başkan dedi ki; “Kent merkezindeki Valilik binası arkasındaki alana yapılacak olan Kent Müzesi’nde Denizli’ye ait tüm kültürel varlıklar tanıtılacak”

Ekledi:

 “19 antik kentin olduğu Denizli’de arkeoloji müzesi mutlaka yapılması gerekiyor. Bir protokol yapılmıştı, Kültür Bakanlığımızla birlikte milletvekillerimizin de desteğiyle yerini hazırladığımız bu yerde arkeoloji müzemizi yapacağız.”

Bir yıl sonra…

2020’nin Ekim ayında proje müellifi Mimar Çakanel, Denizli Müzesi’nin bakanlığın yatırım programına girdiğini, bütçesinin 2021’de çıkacağını açıkladı. Çakanel’in Denizli Müzesi adını verdiği müzeler kompleksinde Arkeoloji Müzesi, Entografya Müzesi ve Kent Müzesi vardı, taş binalar kent müzesi olacaktı.

Olmadı!

Ya da girenle çıkan farklı oldu…

TAŞ ATÖLYELER KENT MÜZESİ İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALANDI

10 Şubat 2021’de Çamlık Ofis’te Vali Ali Fuat Atik, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Vekili İsmail Karaman arasında Denizli Kent Müzesi iş birliği protokolü imzalandı. 30 milyon TL’ye mal olması beklenen müzenin yüzde 50’si Bakanlık yüzde 50’si Valilik ve Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılanacaktı. 2 bin 300 metre kare alan büyüklüğündeki kent müzesinin (üç taş atölye ) restorasyonu, teşhir tanzimi ve çevre düzenlemesi Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılacaktı.

DENİZLİ MÜZESİNE NE OLDU? PROJE ÇEKTİ Mİ?

Peki ne olmuştu da böyle olmuştu?

Düne kadar arkeoloji müzesi, sanayi müzesi, kent müzesi ile müzeler kompleksinden söz ederken, neden kent müzesinde karar kılınmıştı?

Ya bakanlık bütçe vermemişti.

Ya da müze planlamasında bir değişiklik olmuştu.

Kim bilir belki de arkeoloji müzesini kent merkezinde isteyen siyasi irade gitmiş, yerine Pamukkale taraflarında yapılmasını isteyen siyasi irade gelmişti…

İhtiyatlı iyimserlikle söylüyoruz ki şimdilik bunun cevabı bilinmiyor.

Bildiğimiz; “Hafıza-i beşer nisyanla malüldür”

Bu yazı bütün bu bilgiler kayda geçsin diye yazılmıştır. Arşivler sayesinde geçmişi hatırlıyoruz.