Bülent ÖZTÜRK/ Köşe-Yorum/

Bu yazıyı, içim sızlayarak kaleme alıyorum…

Neden mi?

Çünkü, PAÜ’nün kuruluş mücadelesinin verildiği ilk yıllarda, o zamanki kent heyetiyle birlikte, genç bir gazeteci olarak süreci yakından takip etmiş, ortaya konulan emeğe yakından şahit olmuştum…

Neden Denizli’nin de bir üniversitesi olmasın?, diyerek yola çıkan bir avuç insan, ilk önceleri ‘boşa kürek sallayan, kentin gereksiz adamları’ olarak görülüyorlardı…

Ama yılmadılar ve verdikleri etkin mücadelenin sonunda, Denizli’nin de bir üniversitesi oldu, adı da konuldu…

Pamukkale Üniversitesi…

İşte, temel taşlarında benim de minik bir katkım olan PAÜ’nün, bugün getirildiği durumu görünce gerçekten içim sızlıyor…

Bazı aklı evveller, daha çok da ‘besleme medya sorumlulukları’ gereği, ‘ucuz sahip çıkış’ çığlıkları atarak, benim yaptığım haberlerle, PAÜ’ye zarar verdiğimi konuşup duruyorlarmış… Hatta tüm Denizli’nin, 40 yıldır çok iyi bildiği gazeteciliğime de dil uzatma cüretinde bulunarak “ Böyle gazetecilik mi olur canım; insan kendi şehrinin üniversitesini rezil eder mi?” gibi zavallıca yorumlara bile yöneldiler… Ben bu tiplere zavallı dediğim için de, olumsuz laf etmeyi bile ‘takdir’ sayarım…

—–

Gelelim asıl konumuza…

Bir ilin rektörü, Türkiye’de ilk kez mobbingden yargı önünde mahkum edilecek,

Eşini enstitü sekreteri yapacak; tepkiler üzerine istifa ettirecek ve ardından tekrar almakta bir sakınca görmeyecek,

Şoförünü, müdür yapacak,

Bilim tarlasına dozerle dalıp, profesörlerin dozerler önüne yatmasına neden olacak,

Atatürk’e ve 100 yıllık Türkiye Cumhuriyetine hakaretler yağdıran birini, danışman yapacak,,

Sahte evraklar düzenlenerek, insanların ekmeğiyle oynanacak,

Onlarca insanın hakkını yiyerek, ehil olmayan insanları, mahkeme kararlarına rağmen atayacak da…

Benim elim, bir gazeteci olarak armut mu toplayacak…

Asıl PAÜ’ye zarar verenler, PAÜ’de bu olumsuzlukları yaşatanlara ses çıkaramayanlardır…

—–

Ve gelelim, bana bu köşeyi yazdıran son gelişmeye…

PAÜ, 07.07.2020 tarihi itibarıyla öğretim üyesi ve öğretim görevlisi alımı için ilana çıkıyor. Bu ilanda, ihtiyaç duyulan bölümlerle ilgili kadroların tanımları yapılıyor.

Sadece PAÜ’de değil, bir çok üniversitede ‘adrese teslim’ ilanlarla kadrolaşmaya gidildiğini iyi bilen bir gazeteci olduğum için de, ilanı detaylı olarak inceleme ihtiyacı hissettim.

İlanın, ‘Öğretim Görevlisi-Uygulamalı Birimler’ kısmının 7. Sırasındaki ‘özel şartlar’ bölümü dikkatimi çekti…

Dikkatimi çekti; çünkü, alınacak öğretim görevlisi ile ilgili inanılmaz derecede şişirilmiş özelliklerin tarifi yapılıyordu…

Biraz daha derinden inceleyince, daha çok adrese teslim ilanlarda görülen sertifika istekleri ve kolay kolay herkeste olmayan ‘ince talep’ detaylarını fark ettim…

Sayın Rektör hiç üzerine alınmasın ama (!), gazetecilik dürtülerim, bu ilandaki şartların kişiye özel şartlar olabileceği yönündeki şüphelerimi ciddi ciddi artırmıştır…

Daha da kötüsü, eğer adrese teslim şartlar oluşturulup ilana çıkılmışsa ve bu şartlar da sadece bir kişiye odaklanılmış ise, hele hele bu kişi de Sayın Rektör Bağ’ın enstitü sekreteri olarak atadığı, Türkiye genelinde tepkiler oluştuğu için istifa ettirdiği, aradan kısa bir süre geçtikten sonra da ‘ihtiyaç hasıl oldu’ diyerek, yeniden üniversiteye aldığı eşi Derya Bağ ise…

Diyeceğim tek bir laf vardır…

Etme eyleme Rektör!