Türkiye, bir haftadır 104 amiralin (ilk haberlerde 103 olarak geçmişti) imza altına alarak yayınladığı bildiriyi konuşuyor…

İnsanlar bir anda, ‘neler oluyor?’ endişesiyle olaya yaklaştı…

Öyle ya, geçmişi darbelerle dolu bir milletin evlatlar ve (12 Eylül’ün acılarını yaşayanlardan biri olarak) ben de dahil, bu bildiriyi ilk etapta endişe ve panik içerisinde karşıladık…

İlk paniği atlattıktan sonra, bir gazeteci hassasiyetiyle amirallerin bildirisini kelime kelime, cümle cümle okudum…

Hem de birilerine yaranmak ve siyaseten ‘ben buradayım ve yanındayım’ yalakalığına düşmeden, tarafsız ve objektif bir bakış açısıyla…

Ve okudum, anladım ki…

Bu bildiri, içlerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin seçkin amiralleri, bedel ödemiş amiralleri, ‘Mavi Vatan’’ın mihmandarı, devletin resmi kanallarında bilirkişi olarak görüş bildiren ve daha düne kadar ‘malum medya’nın manşetlerden alkış yağmuruna tutuğu amirallerin de bulunduğu ve imzaladığı bir bildiri idi…

İçeriğine baktığımda ise Montrö Sözleşmesi’nin önemine, atıfta bulunulmuş ve ehemmiyetine vurgu yapılmış…

Ayrıca, son günlerde basında ve sosyal medyada yer alan kabul edilemez nitelikteki bazı görüntüler, haber ve tartışmalar ömrünü bu mesleğe adamış bizler için çok derin bir üzüntü kaynağı olmuştur” devamla “TSK ve Deniz Kuvvetlerimizi bu değerlerin dışına çıkmış, Atatürk’ün çizdiği çağdaş rotadan uzaklaşmış gösterme çabalarını kınıyor ve tüm varlığımızla karşı çıkıyoruz”denilerek, tarikat dergahında, üniformasının üstüne cübbe ve kafasına sarık takarak fotoğraf veren görevdeki amirale atıfta bulunulmuş…

(Bu arada unutulmamalıdır ki, bu ülkenin başına gelen son darbe belasının yöneteni, dış güçlerin uşağı cübbeli bir imamdı…)

Çok konuşulan ‘aksi halde’ ile başlayan paragraf ise, aynen şöyle devam ediyor:

Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir. Türk Milletinin bağrından çıkan şanlı bir geçmişe sahip, Ana ve Mavi Vatan’ın koruyucusu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı personelinin Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda yetiştirilmesi elzemdir.”

Evet, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, bugünkü grup toplantısında söylediği gibi Son 60 yılda 9 darbe, post modern darbe, muhtıra ve e-muhtıra görmüş bir millet olarak”çok ciddi hassasiyetler taşıyoruz…

Hatta, “Vesayetin cübbelisine de, üniformalısına da lacivert takımlısına da her zaman karşı durduk, durmaya devam edeceğiz…”

Bu hassasiyetleri taşıyan bir milletin karşısına, darbe metinlerinden alışık olduğumuz ‘Yüce Türk Milleti’ cümlesiyle başlayan bir yazıyı kaleme alarak, çıkmak…

Yetmezmiş gibi, bunu yine darbecilerin ‘zamanlama tercihlerine’ göre gece yarısı devreye sokmak, ‘emekli amiral’ de olsalar, büyük bir sorumsuzluk ve had bilmezliktir…

Yine Sayın Akşener’in dediği gibi;

derbecilik,

hainlik,

teröristlik değildir…

Hele hele çocuk yaşlarda askeri okullara giren, harbiyeden mezun olan, kurmaylık gibi önemli aşamaları geçerek, çok ciddi eğitimler sonrası amirallik düzeyine gelip bu millete hizmet eden, yaşları 65-90 arasında bulunan, FETÖ şerefsizlerinin kumpaslarına maruz kalarak, yıllarca hapislerde yatan bu insanlara “Biz İnandığımız yolda yürümeye devam edeceğiz… 103 Dalmaçyalı istedi diye AT lar ölmez…Milletin Adamı Cumhurbaşkanımız @RTErdogan ın yanındayız…” diye tweet atıp, ‘101 Dalmaçyalı köpek’ hikayesine gönderme yaparak, ‘Köpekler istedi diye, atlar ölmez…’ cümlesinden oluşan, Romen atasözüne atıfta bulunan Ak Parti Denizli İl Başkanı Yücel Güngör’ün dediği gibi, ‘köpeklik’ hiç değildir…

Şimdi elinizi vicdanınıza koyun, ‘yukarıda Allah var’ deyin ve bu açıklamayı yapan insanları, hem de bu milletin bağrından çıkan birbirinden değerli emekli amiralleri, ‘neredeyse vatan haini’ ilan edercesine güncel siyasete ve ‘yukarılara yaranma yarışına girmiş’ ve  en güçlü makamlara sosyal medyadan hönkürerek gelmiş veya geleceğini sananlara meze etmek, sadece kendilerine değil, çoluğuna, çocuğuna, karısına, kızına hakaret etmek kula eziyettir, insanlık ayıbıdır…

Ayrıca, insanlara sosyal medya hesaplarınız aracılığıyla hakaret ederek, çok sevdiğiniz ve değer verdiğiniz ‘Reis’ i daha da yücelteceğinizi ve onun da bu hakaretlerinizi ciddiye alıp, sizi çok daha fazla takdir edeceğini sanıyorsanız da, yanılıyorsunuz…

Ne demek istediğimi, 14 Mart 2019 tarihinde kaleme aldığım /‘Reis’e dua edin!/ başlıklı köşe yazımı, yandaki görsele tıklayarak okuduğunuzda, çok daha iyi anlayacağınıza inanıyorum…