Sema Ramazanoğlu…

1959 Denizli doğumlu…

Asıl mesleği doktorluk…

2015 yılı 4 Kasım seçimlerinde 64. Dönem Denizli Milletvekili olarak TBMM’ye girdi…

Kısa bir süre Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak görev yaptı…

AK Parti’nin kurucuları arasında yer aldı…

Halen aktif siyaset dışı da olsa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sağlık politikalarına yön veren, Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu Üyeliği görevini sürdürmektedir…

Bakan olduğu dönemde, Karaman’da yaşanan ‘Ensar Vakfı Çocuklara Tecavüz Skandalı’ olayında, Türkiye gündemine oturdu… (bu konuya, yazının sonuna doğru değineceğim…)

Önceki gün, (29 Ekim) kendi twitter adresinden bir tweet attı…

Ne dedi…

“Denizlimiz için bir doktor olarak endişe ediyorum. Covid 19 vaka sayılarında ciddi artış ve tıbbi süreç yönetiminde ciddi zafiyetler var…”

Bu tweetinden kısa bir süre sonra, bir kısım Denizli medyası koro halinde, (bir bölümü, ‘her nedense’ haberi sayfasından kaldırsa da)tam destek verdi…

İşte asıl konumuz, tam da bu tweet…

Bana bu tweet hem samimi, hem de mantıklı gelmedi…

Samimi gelmedi, çünkü…

Pandeminin ilk dönemlerinde, birçok alanında uzman profesör televizyon televizyon dolaşıp, salgına karşı verilen mücadelede, Denizli’nin, Bursa ile birlikte Türkiye’nin en başarılı iller arasında yer aldığını, hakkını vererek dillendirirken, Sema hanımdan ‘çıt’ çıkmadı…

(Profesörlerin Denizli’nin başarısını övdüğü haberi okumak için, alttaki fotoğrafa tıklayabilirsiniz….)

Mantıklı gelmedi, çünkü…

Sadece Denizli değil başta İstanbul, Ankara, Bursa olmak üzere, Türkiye’nin her bölgesindeki vaka artışlarının ‘pik’ yaptığı bir dönemde, hem doktor hem de Denizli’nin öz evladı olan, Denizli insanının seçip, Meclis’e gönderdiği, bakanlık payesine ulaştırdığı bir siyasetçinin, özellikle de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sağlık politikalarına yön veren, Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu Üyeliği görevinde bulunan sorumlu bir insanın, böyle bir paylaşımda bulunması…

Bana bir şey mantıklı gelmediğinde, bir gazeteci olarak ilk yaptığım şey, perde arkasına bakmak olur…

Öyle ya…

Salgınla mücadeleden tutun da, organ bağışı şampiyonluğuna, kamu hastanelerinin dijitalleşmesine ve Denizli’ye özel birçok sağlık projesine imza atan il sağlık teşkilatını, bu şekilde aşağı çekmeye çalışmak, iyi niyetli olunmadığının bir göstergesi olarak karşımıza çıkmıyor mu?

Ben de perde arkasında dönen kulis bilgilerine kulak kabarttığımda, inanmak istemediğim tuhaf iddialarla karşılaştım…

BERNA ÖZTÜRK/SAĞLIK MÜDÜRÜ

Sema Hanım’la, İl Sağlık Müdürü Berna Öztürk’ün arası açıkmış…

Sema Hanım, Berna Hanımı aldırmak için uzun süreden beri uğraşıyormuş…

Hatta ilin tüm ileri gelenleri, yetkilileri, (siyasi parti ayırımı yapmaksızın) birçok siyasetçisi Berna Hanım’dan memnuniyetlerini dile getirmek için Sağlık Bakanı Koca’nın makamını aşındırıyormuş…

Sema Hanım da, vaka sayılarındaki artışı fırsat bilerek “süreç yönetiminde ciddi zafiyetler var” tweetini atıp, bazı yerel medya kuruluşlarını da arkasına alarak, Berna Öztürk’ü devre dışı bırakmaya çalışıyormuş…

Bunların hepsi iddia…

Aslının olup olmadığını ya tarafların kendisinden ya da önümüzdeki günlerde ortaya çıkması muhtemel gelişmelere bakarak anlamış olacağız…

TWEET YOLUYLA TEKZİP…

Şifre Haber’i yakından takip edenler, birkaç gün önce gündeme taşıdığımız ‘Ürküten Tesadüf’ başlıklı haberimizi görmüştür…

Haber, tamamen bir soygun olayına karışan ve yakalanarak tutuklanan iki kişiden birinin CHP İl Yönetim Kurulu üyesi olması, diğeri de bir dönem Sema Hanım’ın şoförü olarak görev yapmasıyla ilgili…

Sema Hanım’ın bu haberdeki tek varoluş nedeni, şahısın şoförlüğünü yapması ve birlikte göründükleri mevzubahis fotoğraf…

Hatta haberin sonunda ‘Şifre Haber diyor ki’ ara başlığı altında, şu uyarıyı da yapma ihtiyacı duymuşuz:

“Bu kişilerin, polis operasyonuna takılacak kadar ve soygun yapabilecek derecede riskli bir potansiyeli taşıyor olmaları, siyasi partilerin ve yöneticilerinin ne kadar büyük bir risk içerisinde olduğunun göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun için de ‘aman dikkat’ diyoruz…”

Ortada bir hakaret yok, itibarsızlaştırma yok, kişilik haklarına saldırı yok…

Her nedense, Sema Hanım ciddi bir şekilde üzerine alınmış ve tweet yoluyla bizi tekzip etmiş, yetmemiş

“Ancak, şahsımı, hiç alakam olmayan bir olay ve şahısla ilişkilendiren haber, hala benzer algıyı oluşturan şekilde yayınlanmaktadır. Bu haberin tekzip edilmemesi halinde yasal yollara başvuracağımı kamuoyunun bilgisine sunarım.

Denizli Şifre Haberden Bülent Öztürk ve Denizli Kent Haberden Emre Türkmen de aynı şekilde asılsız haberlerle kişilik haklarıma saldırıda bulunmuşlardır. Kendileri hakkında da hukuki süreçleri başlatmış bulunmaktayım.” diyerek, hukuki süreci de başlatmış…

İşin ilginç yanı, haberi yayınlayan birkaç medya kuruluşunu ama kendisi, ama danışmanları arayarak tepkilerini dile getirmiş, hatta özür yazısı bile yayınlatmış…

Ama ne kendisi ne de danışmanlarından biri ulaşıp sıkıntılarını aktarmadığı veya yasal bir tekzip talebi posta yoluyla elime ulaşmadığı halde, benden, tweet aracılığıyla tekzip talebinde bulunmuş olması hem komik hem de anlamsız geldi…

Ne diyelim?

Mahkeme ordaysa, haber de burada…

(Merak edenler, alttaki fotoğraf linkine tıklayarak haberi okuyabilirler…)

Varsa bir suçumuz ve kastımız, ‘adaletin kestiği parmak acımaz’ der paşa paşa cezamızı çekeriz…

BİRİLERİ BENİ SİZE ANLATMIŞ; AMA TAM ANLATAMAMIŞ SANIRIM…

Sema Hanım; sizinle, bugüne kadar karşı karşıya gelmişliğimiz de yok, aynı odada bulunmuşluğumuz da…

Hatta ve hatta, tüm Türkiye bir olup ‘Karaman Tecavüz Skandalı’ sonrası sizi linç etmeye kalktığında, sizin haksızlığa uğradığınızı ve sözlerinizin cımbızla alınarak çarpıtıldığını ilk kaleme alan ender gazetecilerden biri olduğumu da bilmezsiniz…

Yazdığım köşeyi merak ederseniz, aşağıdaki fotoğraf linkini tıklayıp okuyabilirsiniz…

Ayrıca ben 40 yıldır gazetecilik mesleğini yılmadan, satışa gelmeden, manipüle olmadan, korkmadan (katil adayımla, röportaj yapma pahasına) ve kasıtlı habercilik yapmadan, alnımın akıyla hayata geçirmenin gururunu yaşadım…

Bilesiniz ki;

İşimi hakkıyla yapmaya ve aynı gururu duyarak yaşamaya da devam edeceğim…

Saygılarımla…


*salvo: Yaylım ateşi…