Sanırım ya ben anlatamadım, ya da birileri anlamak istemedi…

Birkaç gün önce, Şifre Haber Facebook sayfasından iki adet soru yöneltmiştim…

Okumayanların hatırına, bir kez daha paylaştığım metni aynen iletiyorum:

“ŞİFRE HABER Yazarı Bülent Öztürk Soruyor:

Bana birileri, (tabi ki CHP’den ve Merkezefendi Belediyesi’nden birileri) bugün Sayın Kılıçdaroğlu’nun açılışını yaptığı parkı, kendileri yaptıkları için mi, yoksa ismini değiştirmeyi yeterli gördükleri için mi, Kızılhisar bardağı gibi dizilip kurdele kesmeyi tercih ettiklerini,

Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Osman Zolan da, Muhammet Subaşıoğlu başkanken bu parkı Merkezefendi Belediyesi’ne neden vermediğini, o gittikten sonra da sessiz sedasız meclis kararı aldırıp Şeniz Hanım’ın başkanı olduğu Merkezefendi’ye aktardığını ANLATSIN LÜTFEN!”

Şimdi, tekrar soruyorum:

Bir…

Ak Parti döneminde yapılan bir parkın, sizin deyiminizle tadilatı ve dekorasyonu yapılıp (boy boy afişler astırılarak) hizmete açılmasını duyurmak,

duyurmakla kalmayıp, makyaj yaptığınız bu parkı, matah bir iş yapmış gibi koskoca Genel Başkan’a açtırarak, (üzerine basa basa söylediğiniz gibi)tek noktadan yönlendirilen odaklara’ fırsat vermek,

büyük umutlarla gelen ve yüzlerce projeyi lanse ederek beklentileri pik yaptıran bir belediye başkanına yakıştı mı?

İki…

Yine, yaptığınız kamuoyu açıklamasında sizin de belirttiğiniz gibi, meclisinizdeki her partiden üyenin oy birliği ile bu parka Merhum Vekilimiz Kazım Arslan’ın isminin verilmesinde hiçbir sorun yaşatılmazken,

her düşünceden insanın, tabutuna omuz vermek için yarıştığı değerli bir insanın üzerinden (sanki sorun, o parka Kazım Arslan’ın isminin verilmesiymiş gibi bir algı yaratma çabası içerisine girerek) duygu sömürüsü yapıp, gerçekleri çarpıtmaya çalışmak yakıştı mı?

Ve üç…

İkinci sorumun muhatabı, siz değildiniz Sayın Başkan Şeniz Doğan…

Öncelikle, neden üzerinize alındınız da, açıklamanızın büyük bir bölümünü, bu sorunun cevabını vermeye ayırdınız, anlayamadım…

Anlayamadım, çünkü; Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin parka bakamaz duruma gelmesi ve borç batağına saplanması süreci 5-6 aylık bir süreç değil…

Yani siz başkan olmadan önce de, o koltukta Subaşıoğlu oturduğu dönemde de DBB’nin durumu aynıydı…

Sorum da size değil, DBB Başkanı Sayın Zolan’a idi…

İnşallah Sayın Zolan da, sizin verdiğiniz cevabı yeterli görmez de, “Neden partidaşı  Başkan Muhammet Subaşıoğlu döneminde değil de, sizin döneminiz de bu parkı Merkezefendi’ye verdiğini (sosyal medya trollarını, ajans başkanlarını, havuz medyası yalakalarını) aracı kullanmadan kamuoyuna anlaşılır bir dille açıklar…

İki Not:  

  • Bu köşe yazısından sonra, “Bülent Öztürk de benim muhatabım değil. Ona  cevap vermedim ki, neden üzerine alındı” diye bilirsiniz… Peşinen söyleyeyim… Belki birinci soruyla ilgili genel bir tepki ortamı olduğu için üzerime alınmam, kendi hüsnükuruntum olabilir; ama ikinci sorunun hakkına üstüme alınmamı, lütfen kabul buyurun…
  • Bu arada, gazeteci arkadaşım Seval Uysal’la birlikte yaptığımız ‘İşin Aslı Bu’ Programı’nın 2. sini çekmeye başladık.. Şimdiden duyurayım; gündemimiz giderek derinleşiyor. Bu program izlemeyen, çok şeyi kaçırmış olacak… Benden söylemesi…